CEZA MUHAKEMESİNDE SAVUNMA HAKKI

Yargı sistemi içinde iddia, savunma ve karar makamı olmak üzere üç temel unsur bulunur. Bu unsurların tamamına yargının üç ayağı da denmektedir. Adil bir yargılamanın gerçekleşebilmesi için yargının üç ayağının da aktif bir şekilde kullanılması gerekir. Bu üç unsurdan biri olan savunma makamı, yargılama açısından çok önemli bir fonksiyona sahiptir. Gerek bireyler gerekse toplum açısından adaletin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına bağlıdır.


Ceza muhakemesinde iddia, bir kimsenin bir suçu işlediğini iddia etmek, masum olduğunu inkâr etmektir ve bu durum bir şüpheye dayanır. İddia makamı, ihtimallerden sadece birisi olan sanığın suçlu olma durumunu ileri sürer. Teknik tanımı ile savunma iddianın çürütülmesidir. Savunma makamı, somut olayın sanık açısından ne şekilde gerçekleştiğini aktarır. Savunmaya imkân tanınmadığı takdirde iddia, hüküm haline gelir. İddiayı hükme yaklaştıran bir sistemde adil yargılanma hakkından bahsetmek mümkün değildir.


Bireyin veya devletin normlara uygunluğunu denetleyecek mekanizmaların sağlıklı ve objektif çalışabilmesi için savunma hakkının bir avukat tarafından gerçekleştirilmesi büyük önem taşır. Bireysel nitelikte kamusal bir hak olması sebebiyle hak sahiplerinin avukat ile temsil edilme hakkından mahrum bırakılmaması gerekir.


Ceza muhakemesinde asıl amaç şüphelinin, sanığın ve mağdurun haklarını gözetmek suretiyle somut olaydaki maddi gerçeği ortaya çıkarabilmektir. Ancak bu amaç, suç isnadı altındaki kişiye etkin bir savunma yapma imkânının tanınmasıyla mümkün olabilir. Bu durumda hukukçuların en önemli görevlerinden biri de gerçeğin tamamen ortaya çıkarılmasıdır. Çünkü adalet, gerçeklerin ortaya çıkarılması sonucu verilecek karar sayesinde vücut bulabilir. Gerçek suçlunun cezalandırılıyor olması aynı zamanda toplumdaki bireylerin güven duygusunu da tatmin eder.


Müdafi, vekilden farklı olarak savunduğu kişiye karşı dahi bağımsız olan kendine özgü bir ceza muhakemesi süjesidir. Ancak toplumumuzda sanıkların savunmasını üstlenen avukatlar üzerinde olumsuz bir ön yargı mevcuttur. Müdafilere “suçluyu savunan avukat da suçludur” gözü ile bakılmaktadır. Bu ön yargının aksine, avukatlar kamusal bir yargılama makamı olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda belirtilen çerçevede savunmanın hukuki boyutu ile ilgilenir. Bireyin menfaatleri ile toplumun hukuki güvenlik ihtiyacı arasındaki gergin ilişkiyi dengelemeye hizmet eder. Çoğu durumda salt haklı veya salt haksız şeklinde ayrım yapılamayacağı için savunma makamı, sanığa verilecek cezanın somut olayın şartlarına uygun ve ölçülü olmasını sağlar. Devletin normlara uygunluğunu denetleyecek ve bireylerin sahip olduğu hakları gözeterek adil bir yargılanmanın gerçekleşmesini sağlayacak olan kişi müdafidir. Bu nedenle müdafiler hakkındaki ön yargıların kırılması ve müdafiliğin ceza muhakemesinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

361 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör