SUÇUN KARANLIK YANI: KRİMİNALİSTİK VE PARMAK İZİ

‘Hiçbir suç kusursuz değildir.’ Bir zamanların ünlü sözü… Peki bu söz çok mu iddialı yoksa gerçekten işlenmiş her suçun gizli bir yanı var mı?


Gün geçmiyor ki yeni bir suç haberi ile uyanmayalım. Kimi zaman cinayet kimi zaman şiddet kimi zaman saymakla bitmeyecek suç çeşitleri ile başlıyoruz güne. Hiç şüphesiz işlenen her suçun bir faili var ancak bazen bu faili yakalamak hatta tespit etmek yıllar sürüyor. Faili yakalanmamış suç sayısı oldukça az olmakla beraber eğer failin arkasında olağan üstü bir danışıklı dövüş veya üstün bir zeka yoksa, her suç tespit edilmesi muhtemel izler bırakıyor. İşte olayların çözümü noktasında bu izlerin dikkatli incelenmesi büyük önem arz ediyor ve tabi bu noktada karşımıza ‘Kriminalistik’ çıkıyor.


Kriminalistik; Suçun veya kabahatin ortaya çıkarılmasında ve tanısında, meydana gelen olaylarda, suç ve suçlunun/suçluların kimliğinin belirlenmesinde bilimsel yöntem ve araçların kullanılmasını, bilimsel yöntemlerle suç olgusunun ispatlanmasını sağlayan bilim dalıdır. Kriminal değerlendirmeler birçoğumuzun tahmin ettiği gibi sadece tıbbi alanda yapılmamaktadır. Elde edilen delillere göre bazen kimya, biyoloji, fizik vb. pozitif bilimlerden yararlanılmaktadır.


Günümüzde gelişen teknoloji ile kriminal incelemeler oldukça güçlenmiştir lakin suçların aydınlatılmasında ‘delil’ dendiğinde hepimizin aklına gelen ilk şey ‘parmak izi’ olmaya devam etmektedir. Peki parmak izi suçlunun tespitinde ne kadar güçlü rol oynuyor? Bilinen genel doğrular dışında parmak izi bünyesinde hangi sırları barındırıyor?

Henüz tam olarak ortaya konmamış olsa da yapılan araştırmalar sonucunda parmak izinin kişinin bulunduğu ortama göre ırksal, bölgesel farklılıklar veya benzerlikler oluşturduğu gözlenmiştir. Uzun yıllar polis parmak izi uzmanlığında çalışmış olanlarla yapılan görüşmelerde elin yapısına göre (fiziki, opak, büyüklüğü) parmak izi desenlerinin ırksal/bölgesel farklılık gösterdiği belirtmişlerdir.


Parmak izindeki farklılıklar sadece coğrafik olarak değişmemektedir. Öyle ki yapılan araştırmalara göre elde edilen parmak izlerinden kişinin cinsiyeti dahi ayırt edilebilmektedir. Bu husus özellikle suçun seyri noktasında çok ciddi önem arz etmektedir. Atasu (1982) 250 erkek ve 250 kız parmak izi deseni üzerindeki çizgi sayıları inceleyerek erkeklerin bireysel parmak uçlarındaki çizgi sayılarının ortalamaları kızlarınkinden fazla olduğunu gözlemlemiştir.


Duymak istemesek de neredeyse her gün aile içi şiddetten ve cinayetten haberdar olmaktayız. Hatta bazen medyada, bir yakınını öldürüp hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına arama ekiplerine desteğe giden faillerle dahi karşılaşmaktayız. Parmak izi insanlar arasında önemi tam olarak kavranamamış bir delil olsa da yapılan araştırmalar neticesinde akrabalık bağı bulunan kişilerin parmak izlerinin benzer olduğu ortaya konmuştur. Parmak izi uzmanları kardeşlerin parmak izi desenlerinin benzerlikler gösterdiğini belirtmektedir.


Kriminologların parmak izi üzerindeki incelemeleri güncelliğini yitirmemiştir. Dolayısıyla bir gün parmak izinin daha kolay tespiti ya da olayla ilişkilendirilmesi noktasında daha net bilgilerle karşılaşmamız gelişmekte olan teknoloji ile kuvvetle muhtemeldir. Suçların aydınlatılması noktasında parmak izi arşivi her geçen gün artmaktadır zira artık kimliklerde dahi parmak izi bilgileri yer almaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda yakın gelecekte parmak izinin hayatımızın birçok noktasında daha aktif rol alacağı aşikardır. Devlet tarafından pasaport, sürücü belgesi, silah ruhsatı işlemleri ile suça karışan kişilerden alınan parmak izlerinin 80 yıl saklandığı ortaya çıktı. Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı, parmak izi alınan kişinin ölmesi durumunda izlerin 10 yıl sonra silindiğini açıkladı. Haliyle belki 10 saniyede alınan parmak izimizin biz yeryüzünden silindiğimiz durumda dahi varlığını koruyacak olması trajik olsa da artık ortaya konmuş bir gerçektir.


Suçun karanlık yanını inceleyen kriminalistik bilimini ve bu bilimin inceleme alanına giren parmak izini kısaca inceledikten sonra sözlerimi ünlü Kriminalist E. LOCARD’ın şu sözüyle bitirmek uygun olacaktır diye düşünüyorum;


"Nereye bassa, nereye dokunsa, arkada ne bıraksa, farkında olmasa bile kendisi aleyhine sessiz bir tanıktır. Yalnızca parmak izleri, ayak izleri değil saçları, elbisenin lifleri, kırdığı bardağın parçaları, kullandığı aletin izi, sıyırdığı boya, bıraktığı ya da üstüne bulaştırdığı kan ve artıklar, bütün bunlar ve dahası... Aleyhine dilsiz birer tanıktır. Bunlar unutmayan tanıklardır. Heyecan anında aklı karışmayan tanıklardır. İnsan tanıkların varlığı bile, onları yok edemez. Bunlar fiziksel delillerdir. Fiziksel delil yanılmaz. Yalan söylemez. Belki yalnızca yanlış yorumlanabilir. Ancak ve ancak insanlar tarafından aranırken, incelenirken, ne olduğu anlaşılmaya çalışılırken yapılan hatalar yüzünden değerlerinden kaybedebilirler. "

183 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör