TÜRKİYE'NİN İLK KADIN AVUKATI: SÜREYYA AĞAOĞLU

Kadın olmak hayatta pek çok zorluğu içinde barındırır. Bu zorluklardan kurtulabilmek için ise kadınlar eski yıllardan beri çeşitli yollarla haklarını aramaktadır. Her zaman başarıyla sonuçlanmasa da birlik olup, çalışıp, emek eden kadınlarımız oldukça her zamankinden daha güçlü ayakta durmaya devam edeceğimize inanıyorum. Bize cesaret vermesi adına ve geçtiğimiz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına ilk yazımda Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu’ndan bahsedeceğim.

İlklere adım atan kadınlardan biri olan Süreyya Ağaoğlu 1903 yılında Azerbaycan’ın Şuşa kentinde hayata gözlerini açmıştır. Babası tanınmış düşünür, siyasetçi ve yazar Ahmet Ağaoğlu olan Süreyya 1910 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göçmüştür. Babasının Türkçülük ideolojisi çerçevesinde büyüyen Süreyya zamanının çoğunu babasının yanında Türk Ocağı aydınları ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın dostları arasında geçirmiştir. Babasından dolayı içinde bulunduğu ortamın etkisiyle Türkiye’yi ve o dönemin rejimini yakından takip etme fırsatı bulmuştur. Bu fırsatlar onun topluma katkı sağlayacak bir birey olmasını ve toplumu ilgilendirecek yeniliklerin önünü açmasını sağlamıştır. Kadınların geri plana atıldığı yıllarda doğup büyümüş olan Süreyya bu tabuları yıkmak adına birçok zorlukla karşı karşıya kalmış biri olarak 1921 yılında hukuk fakültesinde okumak amacıyla İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine başvurdu. Daha önceden kadınlara açık olmayan fakülteye başvuran ilk kadın olarak fakültenin kız öğrencilere açılmasında öncü oldu. Kendisiyle beraber iki kız arkadaşı Melda ve Bedia’yı da fakülteye kabul ettiren Süreyya fakülteden başarıyla mezun olup o dönemlerde imkansız olarak görüleni başardı ve kadınların da avukat olabileceğini tüm Türkiye’ye göstermiş oldu. Hayatı boyunca avukatlık mesleğini sürdürürken aynı zamanda birçok yeniliğe de imzasını attı. Kimsesiz çocuklara sahip çıkmak adına “Çocuk Dostları Derneği’ni” kurmuş ve kimsesiz çocuklara eğitim imkanı sağlamıştır. Türk hukuk problemlerine çözüm sağlamak için Türk Hukukçu Kadınlar Derneği’nde Türk hukukçu kadınları bir araya getirmiş ve bu alanda faaliyet göstermiştir. Bu yenilikler sayesinde Türk tarihinde önemli bir figür olmayı başarmıştır. 29 aralık 1989’da İstanbul’da katıldığı “kadın hakları ve çağdaşlaşma” konulu bir panelden ayrılırken düşerek beyin kanaması geçirmiş ve hayata gözlerini yummuştur. Yaptığı bütün bu cesur hareketlerle Süreyya Ağaoğlu tarihe adını kadın hakları koruyucusu bir kadın avukat olarak kazıtmayı başarmıştır.

Sadece kadınlar için değil eşitliğe inanan her bir birey adına çok önemli adımlar atmış olan Süreyya Ağaoğlu’nun hikayesi hepimiz için bir örnek olmalı. Eşitlik için elimizden ne geliyorsa yapmalı ve tarihte bizim için savaşan bu insanları onurlandırmalıyız. Günümüzde bile halen yaşadığımız onca haksızlığa boyun eğmemeli; kadınların işlerinden, sosyal hayatlarından ve en basiti yaşam mücadelelerinden soyutlanmalarına izin vermemeliyiz. Biz var olduğumuz sürece haklarımızı kullanacak ve özgürce yaşayacağız.



256 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör