TÜRKİYE'DE AVUKATLIK MESLEĞİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Bireyin kendini savunması insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Savunma konusunda bir başkasının görev üstlenmesi durumu ise daha sonraları ortaya çıkarak avukatlık mesleğinin tanımını oluşturmuştur. Mesleğin başlangıç tarihi, mevcut bilgi ve belgelerin yeterli olmaması sebebiyle, tam olarak tespit edilebilecek nitelikte değildir. Birçok ülkede mesleğin gelişme süreci hakkındaki bilgiler yetersiz olmasına rağmen, Türkiye’deki gelişimin yakın zamanda olması, ülkemizdeki süreç hakkında yeterli bilgilerin mevcudiyetini sağlamıştır.


Osmanlı tarihinde 1800’lü yıllara kadar “Dava Vekili” sayılabilecek bir meslek sınıfı mevcut değildi. Sadece halkın çeşitli durumlarda dilekçe ve mektup yazma gereksinimi gidermek için “Arzuhalciler” olarak adlandırılan bir sınıf bulunmaktaydı.


Osmanlı modernleşmesinin başlangıcı sayılan ve aynı zamanda Türkiye’de avukatlık mesleğinin oluşmasına zemin oluşturan en önemli aşama; 1839 Tanzimat Fermanı ile onu izleyen 1856 tarihli Islahat Fermanı olmuştur.

Tanzimat Dönemi, tam olarak avukatlık mesleğini getirmemekle birlikte, bu mesleğin ihtiyacı olan hukuki ve toplumsal altyapıyı büyük ölçüde tesis etmiştir. Bu dönemden başlanarak avukatlık mesleği ile ilgili birçok düzenleme yapılmıştır. Usul-ü Muhakeme-i Ticaret Nizamnamesi’ nin 28.maddesinde “tarafların mahkemeye bizzat gelmeleri veya vekil tayin etmeleri mecburiyeti konmuş” ayrıca vekalet ile ilgili açıklayıcı hükümlere de yer verilmiştir.

Avukatlık mesleğini düzenleyen ilk hukuki metin, 13 Ocak 1876 tarihinde yürürlüğe giren “Dava Vekilleri Nizamnamesi” olarak kabul edilmektedir. İlk defa bu nizamname ile, vekalet görevini üstlenen kişilere resmen “dava vekilliği” unvanı verilmiştir.


çağdaş anlamda avukatlık mesleğinin başlangıcı ve baro örgütlenmesi Cumhuriyet’in kurulması ile birlikte olmuştur. Osmanlı'dan devralınan hukuk sisteminin toplumun ihtiyaçlarını karşılayamaz nitelikte olması ve günümüz toplumuna uygun bir hukuk sistemi için bu alanda önemli yapısal değişiklikler gündeme gelmiştir.


Henüz 1924 Anayasası yürürlüğe dahi girmeden Türk hukuk devriminin avukatlığa ilişkin ilk yasası olan 460 sayılı Muhamat Kanunu çıkarılmıştır. Bu Kanun’da geçen “muhami” ve “muhamat” kelimelerinin yerine günümüzde kullanılan “avukat” ve “avukatlık” kelimeleri 1926 yılında 708 sayılı Kanun uyarınca kabul edilmiş ve Muhamat Kanunu’nun yeni adı “Avukatlık Kanunu” olmuştur.


Yürürlükte olan yasanın dünya ve ülke koşullarına uygun olmadığı ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğu gerekçesi ileri sürülmüş ve 1938 yılında 3499 sayılı Avukatlık Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun ile avukatlık mesleği kamu hizmeti olarak kabul edilmiştir. Ancak geçen süre zarfında toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte yeni bir yasaya gereksinim duyulmuştur. Bunun sonucu olarak 3499 sayılı Avukatlık Yasası’nın yerini, 19 Mart 1969 tarihinde kabul edilen ve aradan geçen süre içinde pek çok hükmü değiştirilmiş olmasına rağmen günümüzde yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Yasası almıştır.

252 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör